|
|
|
|
|
|
|
|
Bayram, farkındalıktır.
|
|
Bayram, ‘köklere iniş’ ‘çocuksuluğa dönüş’ demektir. ‘Bayram’ kelimesini karşılayan Arapça ‘ıyd’ kelimesi, bizi boğan tortulardan arınmaya, omuzumuzda taşıdığımız kalın çerçeveleri kırmaya, kendimizi içinde bulduğumuz şablonları yırtmaya çağrıdır. ‘Ramazan Bayramı’ ise ‘ıyd’ul fıtr’dır; ‘fıtrata dönüş’ demeye gelir. Yokluktan sıyrıldığımızı hatırlatır. Varlığımızın hiçlikten tomurcuklanarak açıldığını, her an yeni deneyimlerle serpilip büyüdüğünü, renklenip çeşitlendiğini görmemizi ister. Oruç tutarak, gönüllü bir yoksunluk, razı olunmuş …
|
|
|
|
|
|
Şeffaf bir kılıç gibi indi oruç, elimizi eşyadan kesti!
|
|
Her istediğimize elimizi uzatabileceğimizden eminken, şeffaf ve yumuşak bir kılıç gibi indi oruç; elimizi eşyadan kesti. Eşya ile aramızı açtı. Ekmek ile aramızda, karşılıklı razı olunmuş bir yabancılık inşa etti. Uzaklaştırdı dudağımızı sulardan; su da hoşnut biz de hoşnutuz bu uzaklıktan.Kurgulanmış bu yabancılık, Yaradan’ın eşyayı bize tanıdık ve yakın edişinin hatırlatıcısıdır. Hoşnutlukla gelen bu uzaklık, Yaratıcı’nın dudağımıza sudan da yakın …
|
|
|
|
|
|
"Şey" üzerine bir kaç şey...
|
|
Algılamamızın bir atomu, yani “parçalanamayan en küçük birim”i olsaydı, bu atom, eminim ki “şey” olurdu. Evet, şey… Sanıldığının aksine içi dolu bir kelimedir “şey”; onun öyle boşluklarda kullanıldığına, araya rastgele konulduğuna bakmayın. “Şey” çok ciddi bir anlam taşır; derin bir hikâye anlatır. Var olması gerektiğini bildiğimiz ama ne olduğunu henüz bilmediğimiz bir kavrama “şey” deriz. Ne olduğunu bilmesek de var …
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|